İSLÂM'DA NİKÂH VE CAHİLİYE MÛTASI  | NevzatHan.Com

İSLÂM’DA NİKÂH VE CAHİLİYE MÛTASI 

MAKALELER 26 Şubat 2018 - 16:10 239 KEZ OKUNDU 0 YORUM YAPILDI

İSLÂM’DA NİKÂH VE CAHİLİYE MÛTASI 

İSLÂM’DA NİKÂH VE CAHİLİYE MÛTASI 
İnsanın varlığı; bir elmanın yarısı şeklinde tezahur etmiş, Hz.Adem'in (as) yaratılışına, Hz.Havva (ra) validemizle kemaliyet kazandırılmıştır! Bu açıdan tüm ilahi dinler bu kudsi birleşmeyi nikâh akdine bağlamıştır. Zira kişiler bir daha ayrılmama düşüncesiyle birbirlerine tüm mahremiyetlerini / sevgilerini / muhabbetlerini / gelecek hayallerini / dunya ve ahiret saadetlerini veya dertlerini birleştireceklerine dair söz verirler. Bu nikâha başta Allah ve melekler olmak üzere tüm mahlukatı şahid kılarlar. İki mûminin şahidliğinde dini ritüeli sembolik açıdan resmiyete taşırlar. Tüm insanları bu sevinç gününe ortak etmek için yemek ikram ederler. 
Kûr’an-ı Kerim; evlenen çiftlerin birbirinin örtüsü (namusu) olduğunu, nesil adına sadece kendilerine ait tarlası olduğunu beyan eder. Hatta Medine’ye hicretin ilk yıllarında açlık ve sefalet çeken bazı müslüman erkeklere oradaki genelev kadınları zengin oldukları için evlenme teklifinde bulunurlar. Bazı fakir ve kimsesiz müslümanlar açlıktan ötürü ancak 2/3 gunde bir iftar ederdi. Bunların elbiseleri o kadar seyrek kumaştan ve kısa olduğu için namazda en arka safta duruyorlardı. Zira secdede avret mahallerini örtemiyorlardı. Bu nedenle bazı müslümanlar onlarla evlenme düşüncesine girerler. Henüz zina ile alâkalı ayetler peyderpey indiği için fahişelik / mûta vs hususlar tamamen netleşmemişti. Bu müslümanları “temizler, temizlere layıktır" ayeti ikaz eder. 
Hz.Muhammed (sav) evlilik hakkında bazı tavsiyelerde bulunmuştur.
– Nikâh dinin yarısıdır.
– Evlenin çoğalın, ben sizin çokluğunuzla iftihar ederim.
– 4 şeyden ötürü insanlar evlenir. Güzellik / Asalet / Zenginlik / Güzel Ahlak! Siz güzel ahlaklı olanlarla evleniniz!
– Kadınlar sizlere Allah'ın bir emanetidir.
– 2 zayıfın hakkına riayet ediniz. Kadın ve çocuk !
Yahudilik ve Hrıstiyanlık dinlerindeki mezheplere göre boşanmanın şartları ya yok veya çok ağırdır! 
Hz.Muhammed (sav); “Allah'ın razı olmayıp, helâl kıldığı tek şey boşanmadır" buyurmuştu. Nitekim kendisinin bizzat evlendirdiği Zeyd Bin Harise (ra) ile Zeynep Binti Cahş’ın (ra) boşandığını görmekteyiz. 
Evlilik esnasında erkeğin; sadece kâm alma düşüncesini önlemek, onu sorumluluk ve ciddiyet anlayışına sevk etmek için kadına mehir (sigorta) hakkı getirilmiştir. Nikâh için mehir kadının hakkı olup, Allah tarafından farz kılınmıştır! (Nisâ 4/24)
Kadın; dilerse yığınla altın talep edebileceği gibi bir bardak suyla dahi iktifa edebilir. Hatta boşanma esnasında geri alabilmek için zina iftirasına karşı erkek, Kûr’an-ı Kerim'de çok sert bir şekilde ikaz edilir. (Nisâ 4/20) Zira İslâm’da zina recm gerektirdiği gibi boşanma sebebi olup, mehirin iadesini mecbur kılar! 
Günümüzde kadının kendi hakkı olan mehiri alay konusu edenler, ekseriyetle ondan kâm almak isteyenlerdir. Medeni hukuk dahi kadınların suistimal edilmemeleri için tazminat meselesini gündemine almıştır. 
İslâm’a göre kadın, müslüman olan bekar bir erkeğe evlenme teklif edebilir. Maalesef kadının bu hakkı günümüzde utanma duygusu bahane edilerek, elinden alınmıştır. Diğer taraftan Kûr’an-ı Kerim kadınların boşanma hakkını da beyan eder. Bisetin son dönemlerinde savaşlardan elde edilen ganimetlerden ötürü zenginleşen müslümanlara karşılık, Efendimizin (sav) hanesindeki fakirlik devam ediyordu. Peygamber hanımları hayat standardının biraz düzeltilmesi talebinde bulunmuşlar ama bundan rahatsız olan Efendimiz (sav) (ilâ hadisesinde) eşleriyle alâkasını bir müddet (1 ay) keser. 
Urve bin Zübeyr teyzesi olan Hz.Aişe’ye (ra) maişetlerini sorduğunda şu cevabı alır.
Hz.Aişe (ra); 2 hilâl olurdu ve biz 2 karadan başka birşey yemezdik. Su ve hurmanın en adisi olan dakal!
Analarımız bunun üzerine küçük bir iyileştirme talep etmişlerdi. Meselenin başka bir yönünü bilmekte fayda var!
"Hz.Muhammed (sav) bu davaya iktidar ve zenginlik için girdi" denilmesin diye Allah Rasûlü (sav) hiçbir şeyi ehline layık görmedi! Bu konuda hiçbir suizannın kapısının aralanmasına müsade etmedi!
"Onlar Allah ve Rasûlünün rızası istikametinde sana itaat ederlerse şayet nikâhında tut. Dünyanın geçici güzelliklerine alâka duyuyorlarsa güzellikle salıver" ayeti kadınların boşanma talebine delil olarak sunulur. Bu ayet üzerine tüm hanımlar isteklerinden tabii ki vazgeçerler. 
SORU = Nikâh ebedi birleşme düşüncesiyse şayet belli bir zaman karşılığı cinsi münasebete girmenin adı olan mûta nedir? 
CEVAP = Mûta kelime olarak birşeyden faydalanmaktır. İslamiyetten önce Arap bölgesinde fuhuş evleri vardı. İnsanlar günümüzde olduğu gibi para karşılığı cinsi münasebette bulunurdu. Modern escort anlayışının cahiliye Arap dönemine ait bu uygulaması, Mekke fethi ve veda hutbesinde tamamen yasaklandı! 
Arap cahiliye geleneklerine ait olan bileşik faiz / kan davası / mûta ilişkisi vs birçok gelenek, veda hûtbesinde Allah’ın emriyle bizzat Hz.Muhammed (sav) tarafından kaldırıldı. Zira Rasûlü Ekrem (sav) kendi arzusuna göre bunları yasaklayamaz! (Necm sûresi 53/3)
İslâm’da zina meselesi peyderpey inen ayetlerle birkaç celsede tamamen yasaklanmıştır. Bu nedenle zina hususları tüm kaideleriyle beyan edilene kadar cahiliye mûtasına dair kesin bir yasak gelmemişti. 
Abdullah ibni Cabir'de (ra) bu konuda 2 defa kendilerinin muhayyer (serbest) bırakıldıklarını beyan etmiştir. 
Hz.Ömer (ra) halifeliğinde şunu söyler! “İşittiğime göre bazıları hâlâ mûta yapmaktadır. Allah Rasûlü (sav) yolculuk esnasında 2 defa mûta yapılmasına birşey demedi. (Ne onayladı ne men etti) Ondan sonra bizi mûtadan men etti. Kim mûta yaparsa şayet vallahi had cezası (recm) uygularım!”
Hz.Muhammed (sav) Mekke fethinde veya veda hutbesinde şöyle buyurmuştur!
"Ey insanlar! Ben size kadınlarla mûta yapmanız hususunda izin vermiştim. Şüphesiz Allah onu kıyamet gününe kadar hârâm kıldı. Kimin yanında (mûta ile tuttuğu) kadın varsa onu serbest bıraksın! Ona verdiklerinizden (para / mal / ziynet) hiçbir şey almayın!” (Muslim, Nikah 19/22/24) 
Cahiliye Arap döneminde 100 erkek ile yattığını maharet olarak gösteren bazı kadınlar evlerine bayrak asardı. İçki gibi zina meseleside 3/4 celsede haram kılınarak, toplumun İslâm medeniyetine adaptasyonu sağlanmıştır. 
— Ömer bin Hattab ve Abdullah ibni Cabir’in ifadelerinden ve ilgili ayetlerden anladığımız kadarıyla zina ile alâkalı süreç yine birkaç aşamada kemâle ulaşmıştır!
“Çok çirkin ve hayasızlık olan zinaya sakın yaklaşmayın! Zira o kötü bir yoldur” (İsrâ 17/32)
“Kadınlarınızdan fuhuş yapanlar için 4 şahid getirin! Onlar şehadet ederlerse şayet ölünceye (müebbet ev hapsi) veya Allah onlar hakkında bir yol gösterene kadar evde tutunuz!” (Nisâ 4/15)
“Fuhuş yapan ikisine de ıslah olmaları için eziyet ediniz! Onlar yaptıklarından pişman olarak, tevbe ederlerse artık dokunmayın! Zira Allah tevbeleri kabul eden merhamet sahibidir” (Nisâ 4/16) 
“Zina eden (bekar) kadın ve erkeğe 100 sopa (celde) vurun! Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız şayet Allah’ın emrini tatbik etmek için onlara merhamet duymayın! Onlara (başkalarına ibret olması için) uygulanan cezaya mûminlerden bazıları şahid olsun!” (Nûr 24/2)
Bu ayet bekar müslümanlara herkesin önünde 100 sopa cezasını uygulamayı emreder. Bu şekilde toplumdaki fuhuşun iğrençliği göz önüne serilir. İnsanlar halkın nazarında rezil olmamak için psikolojik olarak bu ahlaksızlıktan vazgeçirilmeye çalışır ve aynı zamanda nikâha teşvik edilir.
Kûr’an-ı Kerim ayeti olarak inzal olup, Allah’ın takdiriyle kitabın dışında bırakılan recm ayetini burada zikretmek gerekir!
Hz.Ömer’in rivayet ettiği lafzen neshedilmiş, hükmen baki ayetin meâli şudur!
“Kemâle ermiş erkek ve kadınlardan (evli) zina edenleri, Allah’tan birer ibret olması adına recm ediniz! Allah aziz ve hâkimdir”
—� Nikâh hususundaki aşamaları ayetler ışığında müşahede edelim.
“… hoşunuza giden kadınlardan 2/3/4’e kadar evlenebilirsiniz. Kadınlar arasında adaleti gözetemeyecekseniz şayet 1 taneyle iktifa edin!…” (Nisâ 4/3)
NOT = Günümüzde hiçbir aklı başında kadın erkeğini başkasıyla paylaşmaya razı olmaz. Bu açıdan önümüzdeki 20/30 senelik süreçte kadınlar dinin kendilerine vermiş olduğu hakkı kullanarak, 1400 yıllık suistimalin kapısını resmi kanunların desteğiyle kapatıp, müslümanları tek eşliliğe mecbur bırakacaktır.
“Cahiliye devrinde aldıklarınız müstesna babalarınızın (önceden) nikâhladığı kadınları almayın! Şüphesiz ki; o çok çirkin bir gelenekti!” (Nisâ 4/21)
“Size; anneleriniz (öz – üvey – süt) / kız kardeşleriniz / kızlarınız / halalarınız / teyzeleriniz / öz kardeşlerinizin kızları / eşlerinizin anneleri / eşlerinizin başkasından olan kızları / süt kardeşiniz / oğlunuzun (boşadığı) kadınları / aynı anda iki kız kardeşi nikâhlamanız hârâm kılındı. Cahiliye döneminde nikâhladığınız müstesna kılındı. Allah gafûr ve rahimdir!” (Nisâ 4/23)
“Ayrıca harb esiri olarak aldığınız cariyeler müstesna evli kadınlarla nikâhlanmanız hârâm kılındı. Bunların dışındaki kadınlarla iffetli bir şekilde, zina etmeden, mehirlerini ödemek şartıyla evlenmek size helâl kılındı!” (Nisâ 4/24)
NOT = BM 1956 yılında tüm devletlerin ortak kararıyla harp tazminatından kadın ve çocukların köle alınmasını yasaklamıştır. Bu açıdan kölelik günümüzde uygulama sahasına artık sahip olmadığı için İslâm’da da kalkmıştır! 
BKZ = İSLÂM’DA NESH MESELESİ
BKZ = HZ.MUHAMMED’İN (sav) SAVAŞLARI VE SONUÇLARI
BKZ = İSLÂM’DA KÖLELİK KALKTI MI?
“Kötü kadınlar kötü erkeklere, iyi ve temiz kadınlar iyi ve temiz erkeklere layıktır! Onlar; Allah’ın mağfiretiyle serfiraz, ikramıyla rızıklanarak, haklarındaki ithamlardan uzaktırlar.” (Nûr 24/26)
“Zina eden erkek ancak zina eden kadın veya Allah’a şirk koşan müşrikle evlenebilir. Aynı şekilde zina eden kadında ancak zina eden erkek veya Allah’a şirk koşan müşrikle evlenebilir. Bu (tarz evlilik) mûminlere hârâm kılınmıştır” (Nûr 24/3)
—� Şimdide Hz.Muhammed’in (sav) 23 senelik peygamberlik döneminde İslâm medeniyetinin içki ve kumarı aşama aşama nasıl yasakladığını ayetler ışığında irdeleyelim.
Sarhoşluk veren içki ile aileleri yıkıma götüren kumarın, toplumsal hayattan çıkarılarak insanların adaptasyonu nasıl sağlandı? 
“Hurma ve üzümde hem sarhoşluk veren (içkiler) hemde hoş gıdalar elde edersiniz” (Nâhl 67)
“Sana sarhoşluk veren (içki) şeyden ve kumardan sorarlar! De ki; ikisinde de hem büyük masiyet (zarar / günah) hemde insanlara bazı menfaatler vardır. Bununla birlikte zararları, faydadan daha çoktur!” (Bakara 2/219)
“Ey iman edenler! Sarhoş halde iken ne dediğinizi bilinceye, cünüb iken gusledene kadar namaza yaklaşmayın!” (Nisâ 4/43)
“Ey iman edenler! Sarhoş eden şeyler (içki) / kumar / putlara kurban kesilen sunaklar / fal okları ancak şeytana ait pis işlerdir! Bunlardan uzak durun ki; felâha eresiniz” (Mâide 5/90)
“Şeytan; sarhoşluk veren şeyler (içki) ve kumarla aranızda kin ve düşmanlık çıkarmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazı kılmaktan alıkoymak ister! Artık bu kötü alışkanlıklardan vazgeçtiniz değil mi?” (Mâide 5/91)
Hz.Muhammed (sav) devlet başkanı olarak içki içenlere 20 sopa, ardından gelen Hulefa-î Raşidin caydırıcılığını arttırmak için 40 sopa uygulamıştır.
BKZ = İSLÂM’DA HAD CEZALARI VE KAİDELERİ
Bu ayetler İslâm medeniyetinin 23 senelik vahiy sürecinde birçok alanda değişim-dönüşümün nasıl gerçekleştiğini birkaç tane örnektir. Aynen bunun gibi boşanma meselesi de birkaç aşamada son şekline ulaşmış ve cahiliye dönemindeki “talâk” hususu muallakta bırakılmamıştır.
BKZ = İSLÂM’DA 3 TALÂKTA BOŞANMA OLUR MU?
Günümüzde bazı dini mezhepler veya sözde alimler mûta nikâhına (!) fetva vermektedir. 
— Öncelikle nikâhta şahitlik ve ebedi birliktelik düşüncesi vardır. Siz ebediyet televvünlü evlenirsiniz fakat kısmet olmaz ve boşanabilirsiniz. 
Evlenen kadın veya erkekten birisi geçici niyet ile evlilik yapar ve bunu karşı tarafa söylemezse nikâh o şahıs adına hükümsüz kalabilir. Karşı taraf ise nikâhlı hükmündedir. Zira meşru hususlarda ameller hem zahire hem niyete göredir.
Mûta ise şahid olmadan, kısa birliktelik olarak yapılır. Mûta’da bazı sahtekarlar şahid olsabile geçici evlilik dinimizde asla yoktur. 
Bu açıdan hiçbir ilâhi dinin anlayışına uygun düşmez. Haddizatında nikâh / tesettür / tevhid / risalet / sünnetullah / fıtratûl iman / hârâm ve helâl kılınan hayvanlar vb hususlarında Hz.Adem (as) ile Hz.Muhammed (sav) arasındaki peygamberlerde fark yoktur. Sadece Yahudiler yaptıkları zulümler ve Allah’a isyanlarından ötürü hayvanın iç yağlarından mahrum edilmişlerdir. Dikkat edilirse şayet hayvanın kendisi hârâm değildir.
BKZ = İSLÂM’DA HANGİ HAYVANLAR HELÂL VEYA HÂRÂM OLABİLİR ?
— Din neslin sıhhati adına iddet hususunda çok ciddi tahşidat yapmaktadır. Birçok ayetle bu konuyu ele alarak, suistimale izin vermez!
İddet için 3 ay cinsi münasebete girmeden beklenilmesi gerekir. Eşi vefat eden kadın 4 ay 10 gün iddet bekler. Hamile kadın çocuğunu doğurana kadar beklemek zorundadır. Aksi takdirde dinen boşanma geçersizdir. 
Mûta’da süresi bittikten hemen sonra, kadın başkasıyla beraber olabilir. Muhtemel doğacak çoçuğun kime ait olduğu dahi belli değildir! Mûta yapan kadın genellikle kürtaj yolunu seçer veya piç doğurmuş olur! 
— Mûta evliliğinde (!) sözde imam, zinaya şahidlik ettiği gibi hepsi dini tahrif ettiklerinden ötürü mesuldür! Allah’ı aldatmanın cezası çok ağırdır! Bu açıdan sıradan bir zinaya göre vebali daha büyüktür.
— İslâm dininde nikâh iki kişi şahid kılındıktan sonra herkese ilan edilmek zorundadır. Aksi takdirde eşler birlikte görüldüklerinde suizan sebebi olur. Hz.Muhammed (sav) evlilik yapanlardan Abdurrahman İbni Avf’a (ra) etli pilavla herkesi düğüne davet etmesini söyler.
Mûta yapanlar ise başta nikâhlı eşi olmak üzere kimseyi haberdar etmeyerek gizler. Bu açıdanda dinen geçersiz hükmüne muhatap olur. Halbuki Kûr’an ayetleri nikâh hususunda gizli antlaşmalara çok sert tepki vermektedir.
Günümüzde mûta adı altında bir sürü devlet adamı / din alimi / akademisyen / iş adamı vs şantaja maruz kalmaktadır. Önemli şahısları kadın ağına düşürmek için Rusya / ABD / Fransa / Iran gibi birçok ülkelerin bu konuda özel kadroları bulunmaktadır. Hatta Kûr’an-ı Kerim / Eski Ahid / Yeni Ahid / Muteber hadis kitaplarında rastlamadığımız bir rivayete göre toplumun gözünde küçük düşürmek için Hz.Musa'ya (as) para karşılığı iftira atması için bir kadın ayarlayan Karun rezil olur. 
Türkiye’de siyasal İslamcıların baş fetvacısı Hayrettin Karaman’ın 2014 Şubat ayında Yeni Şafak gazetesindeki köşe yazısında mûtaya cevaz veren fetvası, birileri hakkındaki sex kasetlerini örtbas etmek için dinin nasıl 3/5 kuruşa tahrif edilebileceğine misal olsun! Karaman o makalede Abdullah ibni Cabir’in sözlerini aktarıp, Ömer ibnûl Hattab ile Hz.Muhammed’in (sav) sözlerinden hiç bahsetmeyerek, din tüccarlığını ortaya koydu! 
ŞİA’nın tabi olduğu Caferi mezhebinin mûtayı imanın kemaline teşvik olarak takdim ettiğini ibretle müşahede ediyoruz. Hz.Muhammed’in (sav) soyundan gelen İmam Caferi’ye atılan bu iftirayı kınıyoruz.
NETİCE = Cahiliye mûtası günümüzde yapılan paralı sexin Araplar dönemindeki adı olup, kesinlikle zinadır! Bunun İslâm ile asla ilişkisi yoktur!

 



Sabahattin Özer
sozer@gmail.com

1 Nisan 1975 Doğumlu İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Mezunuyum..

BU KONULAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

VELADETİ AHMEDİYE (sav) 

VELADETİ AHMEDİYE (sav)  Varlık adına ilk senin nurun yaratılmıştı. Muhabbetinden ö...

HAK YOLUNDA ARİFANE DUYGU VE ALİMLER

Bir insanin hayati dolu dolu yasayabilmesi icin kendi varolan cevheri idrak etmesi gerekir. ---"...

Kerbala’nın Düşündürdükleri

Kerbala'nın Düşündürdükleri  

TEVHİD – EHLİ NECAT 

Kainatın desenleri / reşhaları / şuaları vs bizlere verasındaki nice hakikatleri göster...

BU MAKALEYE YORUM YAP

BU YAZIYA YORUM YAP